Fotoğraf Teknikleri

Fotoğraf hakkında öğrenmek istediğini herşey…

Archive for the ‘ Fotoğrafın Temelleri ’ Category

Ben mutlu olmaya alışık olan bir fotoğrafçıyım. Şu anda kendimi büyük bir tehlikede buluyorum. Dünyadaki aydınlatma üreticileri, geleneğin dışında hareket ettiğim için beni dava edebilirler. Pahalı ve karmaşık kameraları üreten insanlar beni soytarı ve tatmin olmayan bir asi olarak bulabilirler. Kendi özel alanlarında beni parya olarak adlandırabilirler.  

Bu sayfada fotoğraflarını gördüğünüz şeylere benzer görüntüler üretmek için, fotografik, özellikle pahalı sanat için tasarlanan teçhizatlara ihtiyaç duyulmaksızın basit bir el feneriyle bunun nasıl başarıldığını göreceksiniz. Gerçeği söylemek gerekirse malzemelerin çoğunu hırdavatçılardan ve tefeci dükkanlarından topladım.

James Brever
“Karanlık Tutkusu”
 

Işıkla Boyama 

Bu poz, Brever’in Kaliforniya’da Long Beach’le oturma odasında Ektachrome 64 film ve odak uzaklığı f/11′e ayarlanmış 40mm’lik Zeiss lensli Hasselblad 500C kamerayla çekilmiştir. Perde “B” (bulb) konumuna getirilmiş ve dakikalarca açık bırakılmıştır. Tek ışık kaynağı yerel bir hırdavatçıdan alınan el feneridir. Brewer, perde açık konumdayken modelin üzerinde ışığı hareket ettirmiştir. Bu pozun başarısı aynı zamanda tamamen karanlık bir odada
uzun süre pozunu bozmadan durabilen modelin yeteneğiyle de ilgilidir. 



Biliyorum, konunun başlığını okudunuz. Böylece fotoğrafçı milyon dolarlık stüdyo sistemine ve yıllarca süren bir deneyime sahip olmalı ve başarılarının sebebi de işte budur diye düşüneceksiniz. Ben bu düşünceye asla katılmıyorum, milyonlarca doların harcanması gerektiğini düşünmüyorum. Bu konuyu kanıtlamak için bir insanın ihtiyaç duyacağı malzemelerle ilgili listeyi sizlere sunuyorum:

  1. Çekim için bir stüdyo ya da karanlık oda
    Bu bir banyo, oturma odası ya da ay ışığı olmayan bir gecede insansız büyük bir arazi olabilir. Seçim sizin. Eğer kendi stüdyonuz için milyonlarca dolar harcadıysanız, siz de pencereleri kapatarak ve çekim yaparken ışıkları söndürerek deneyebilirsiniz.
  2. (B) yada (T) konumuna sahip bir fotoğraf makinesi
    Fotoğraf makinesinden anlamayanlar için ekleyelim, “B” ve “T” konumları fotoğraf makinelerinizin perdesini siz kapatmaya karar verinceye kadar açık tutma konumudur. İlk deneyimlerime, Kodak Signet “44″ fotoğraf makinesiyle başladım. Ben doğmadan birkaç yıl önce Amerika’da el sanatıydı. Perde çalışma hızı sadece “B” ve “T” idi. Bu da, ışıkla boyama için mükemmel bir konumdur.
  3. Bir Tripod
    Tripod bu yöntemin esasını oluşturur. Çünkü kameranızı oynatmadan tutabilmenin tek yolu budur.
  4. Perde (Release)
    Bu “B” modundaki kameralar için yapılması gereken bir tekniktir. Eğer makineniz “T” konumuna sahipse gerekli değildir. (NOT: “B” konumu siz elinizi deklanşörün üzerinde basılı tuttuğunuz sürece ya da kabloyu serbest bırakıncaya kadar perdeyi açık tutacaktır. “T” konumu ise perdeyi açar ve elinizin kamera üstünden kaldırmanıza izin verir. “T” konumunda perdeyi kapatmak için çok basit bir şekilde yeniden deklanşöre basmanız ya da perde hızı düğmesini değiştirmeniz yeterlidir. 
  5. Bir yardımcı(isteğe bağlı)
    Bir yardımcı, perde açıkken sizin direktifleriniz doğrultusunda lensleri, tripodu, kameranızı istediğiniz yere kaldırabilir. Bu yöntem size istenmeyen pozlar olmaksızın flaşı kullanarak karanlıkta hareket edebilmenizi sağlar.  
  6. Sabırlı bir model
    Bu, sadece modele gereksinim duyarsanız başvurulacak bir metoddur. Şunu anlamanız gerekiyor ki modeliniz, bir dakikadan 5 dakikaya kadar herhangi bir yerde pozunu değiştirmeden sabit olmalıdır. Çünkü bu arada başka bir yardımcı, fener, flaş, yılbaşı ışıklandırmaları ya da hırdavatçılardan aldıkları herhangi bir ışığı modelin üzerinde sallayacaktır. Bahsedilen bütün bu malzemelerin listesi, eminim size bir öğrencinin cep harçlığı karşılığında alınabilecek şeyler olduğu konusunda sizi ikna etmiştir.

Tekniğin Kullanımı: Tekniğin kendisi karışık değil. Fotoğraf makinenizi tripoda yerleştirin ve normalde göreceğiniz şekilde vizörden kompozisyonunuzu oluşturun. Bütün ışıkları söndürün ve elinizde fener ile konunuza doğru yürüyün. Yardımcınızdan kameranızın kapağını kapatmasını ve perdesini açmasını isteyiniz.
Perde açık konumdayken ilk seferinde karanlıkta ışıkla boyama yapacak olan fotoğrafçının istenmedik pozlar yaratmasını engellmek için, yardımcınız lensi kapalı tutmalı. 

Şüphesiz tamamen karanlık bir odada perdenin açık konumda olması pozlanmayı sağlamaz. Bir yardımcı kullanmanın avantajı karanlıkta filmin pozlanması esnasında bu hareketlerin sayısını seçme olanağını size sağlamasıdır. Eğer konunuz bir model ise, işlem bitene kadar hareket etmemesi gerektiğini modelinize söylemelisiniz ve bu arada perde kapalı konumda olmalıdır. Çünkü hareket fotoğrafta bulanıklık yaratır. Asistanınızdan lens kapağını kaldırmasını isteyiniz. Bu noktada bir ressamın fırçayı kullandığı tarzda siz de yaratıcılığınızı fener ile yapabilirsiniz. Karanlıkta perde açıkken, konunuza tuttuğunuz ışıkta seçici davranabilirsiniz. Bu durumda sadece pozlanacak konunuzu seçmekle kalmazsınız, hatta ışığın yoğunluğunu ve açısını da seçebilirsiniz. Bu tekniği hissedebilmek için bir kaç test çekmek isteyebilir ve aynı zamanda en etkili üretimin ne olduğunu da belirleyebilirsiniz. Renkler, fenerin önüne tutulacak renkli filtrelerle oluşturulabilir, fakat filtre taktığınızda ışığın kameraya ulaşabilmesi için ekstra bir zaman daha gerekeceğini hesaba katmalısınız.
Lens diyaframı, ışığın gücüne ve kameraya olan uzaklığına bağlı olarak değişecektir. F/8 den f/11′e kadar olan mesafede ISO 200 ya da daha yavaş bir filmi öneririm. Flaşta olduğu gibi fenerlerde de tungsten ayarlı ampuller kullandığını unutmayınız. Bu yüzden, tüm renk ve konular için film doğal olmayan bir sıcaklık üretecektir. Buna rağmen bu hoş da olabilir. Ayrıca kendinizi sadece fener kullanmak zorunda hissetmeyin. Küçük bir değişiklikle flaş ışıkları (floodlights) yılbaşı ağaçlarında kullanılan ampulleri, bu özelliklere sahip ışıkları, yol aydınlatmalarını ya da buna benzer ışıklandırmaları kullanabilirsiniz. Bu tür ışık kaynakları konuyu indirek yönden aydınlatmada kullanılabilir veya film üzerinde kendi ışıklı imzasını (neon) yaratmak için kameraya yönlendirilebilir.

Benim ana tekniğim basit ve nispeten ilk deneyimimden beri değişmeyen bir tekniktir; Fotoğraf makinesini tripoda yerleştiriyorum, perdeyi açık konuma getiriyorum ve yavaş film (ISO 25-100) kullanıyorum. Odak uzaklığını f/8-f/16 arasında durduruyorum ki bu işlem filmin ışığa bağlı olarak aşırı pozlamasına engel oluyor. Koyu renk kıyafetler giyiyorum ve böylece ışık yansıtmıyorum. Bu durum, perde uzun süre açık kaldığı zaman bile sapmaların kontrol edilmesini sağlar. Koyu renk giyinmek ve ışığı sarmak, ışığın patlamasına engel olacaktır
Kapılar, ışıklar, tekerlekler ve kıyafetler gibi konunuzun detaylarına sistematik olarak yaklaşmaya çalışın. Konu aralarında ya düğmeyi ya da lensi kapatın. Geniş objektifler üzerinde çalışırken kameranızın üzerine siyah bir örtü serin ve dinlenin.
Işık aralarından sakının. Sakınmazsanız gereken diğer konular şunlardır; kamera ile konu arasındaki vücut ya da kafa, siz çalışırken ışığın titremesi veya konunuzu belirlemeyi unutma…
Tek bir aydınlatmada renk değişimlerine bağlı olarak başarısızlıkla sonuçlanan sürprizlerle karşılaşabilirsiniz. Elinizde pil ve birkaç tane ampul bulundurmanız yararlı olacaktır. (Murphy Kanunu!). Ayrılan alanlarda dışarıda çalıştığınız zaman bir ya da iki arkadaşınızı yanınızda getirin, sayının artması sizin daha rahat etmenizi sağlayacaktır.

IŞIKLA BOYAMA ARAÇLARI

Halen yeni bir teknik olan ışıkla boyama, bir dereceye kadar kural dışı ve bilimseldir. Bununla birlikte belirli malzemeler, bu tutkunun geçici bir heves olmadığına işaret ederek fotoğraf malzemeleri satan marketlerde bulunmaktadır. Bu aletlerin ücretleri, 6000$’dan başlayarak bir paket sigara fiyatına kadar değişmektedir. Açıkçası sonuncusu özellikle ışıkla boyamak için geliştirilmiş bir alet değildir ancak, küçük konular üzerinde başarıyla kullanılmaktadır.

The Hosemaster: Aoron Jones’un hosemaster’ı ışıkla boyama için stüdyonun bir parçasıdır. Bu 300Watt kuvars arc lambası (gün ışığına ayarlı) 15 foot fiber-optik hose, yardımcı perde filtre sistemi ve fiber-optik hose için bir end-fitting’den oluşmaktadır. The end fitting iki tip filtreyi gerektirir; bir elektriği kesen (vignette), -böylece ışığın yoğunluğunu belirlemek mümkündür- ve renk düzeltici filtreler -bu da ışığın renginin ayarlanmasını sağlar-. The end fitting, uzaktan kumanda aleti sayesinde kameranın önüne filtrelerin konulmasını, perdenin açık ya da kapalı olmasını size sağlar.

Bütün otonomiyi sağlamasına ilaveten, Hosemaster’in 300 watt’lık ışık kaynağı, geniş formatlı kameralarda pratik pozlar sağlar ve kusursuz tekrar için bir gömme audio timer’ına sahiptir.

FX Işığı: Işıkla boyamada bir diğer alan da Light FX’dir. Bir saç kurutma makinesini andırır. İçinde hareket edebilen mükemmel bir gün ışığına ayarlı dicroic filtresiyle, 75 watt’lık halojen bir projektör lambası vardır. Şunu hatırlayın ki ışık (beam)’i sadece Hosemaster’daki gibi parlak FX ısık üreterek konudan sadece 4 inch uzaklıktadır. Fotoğrafik kesinlik için gömme audio timer’i pozun tekrarlanmasını ve çok yönlülüğünü sağlar. FX ışığı yeniden şarj edilen batarya gücündeki holster ile uygulanabilir. Lıght FX ışığın pek çok avantajları arasında baş kısma monte edilen birbiriyle değiştirilebilir fiber optik aksesuvarların olmasıdır. Siz sadece ışık kaynağını direk olarak konunuza getirmekle kalmayacak, fakat fiber optik yardımcı aksesuvarları küçük ürünler üzerinde yakın çalışmalar için 3mm-7mm-11mm fitting gibi ayarları da sağlar.

Eski Usul Bir Yöntem: Yıllarca ışıkla boyama için özellikle dizayn edilmiş aletlerin geliştirilmesinden önce pek çok fotoğrafçı ışıkla boyama efektleri için farklı türdeki ışık kaynaklarını kullandılar. 60′lı yıllardan beri sinema ışıkları, flaşlar, fotoğraf lambaları ve delikli kurşun levhaların kullanıldığını işittim. Her hikaye aydınlatma aracının faydalarını yeniden gündeme getirmiştir. Bir kaç yıl deneyimden sonra şu üç kolay yöntemi keşfettim.

Geniş konular için, seçimimdeki alet şarj edilen polis Maylite’dır. Işın ayarlanabilir bir spottan sağlanır. Buna rağmen elektrik lambasının teli sıcak bir spot yaratacaktır. Bu yüzden ben flaşın üzerine bir parça kağıt konulmasını ya da yayılmasını sağlayan bir materyal konulmasını öneririm.

Bir konuda “patlama” için, Makite şarj edilebilir flaşını seçerim. Lamba tellerinin film üzerinde görünüp görünmediğinden emin değilim. Işık benim f/11 diyaframı için çok parlaktı. Maalesef, bunu yazana kadar Makite şarj edilebilir bir flaşım yoktu. Böylece eğer yeniden şarj edilen bir şeye ihtiyaç duyarsanız ve ışıkla boyamaya çalışmak isterseniz, bir taşla iki kuş vurabilirsiniz.

Benim son aletimde iki paket Camel sigarası aldığımda verilen hediyeydi. Camel içmem ve genelde sigara içmeyi önermem buna rağmen onları satın aldım çünkü, pek çok küçük görsel illimunasyonları yaratan küçük flaşı gördüm. Bu ürünün Mag-Lite tarafında Amerika’da yapıldığını öğrendim.

YAZAN: JAMES W. BREWER
(Çeviren: Tülin Ağca)



Fotograf makinası boyuna asılı olarak göbek seviyesinde taşınmalıdır. Burada durması makinanın sağa sola çarpmasını engeldiği gibi çok kısa sürede çekim pozisyonu almayıda kolaylaştıracaktır. Ellerin boş olması doğa’da ihtiyacınız olan dengeyi sağlayacaktır.

Çekim anında öncelikle sol el avuç içi yukarı bakacak ve öne doğru açılırarak makina denge noktası avuç içine tam oturtulmalıdır. Parmakları çok sıkmadan hafif bir şekilde kavramalı. Sağ elimizlede makinanın sağ tarafını kavradıktan sonra çekeceğimiz konuya doğru yönlenmeliyiz. Bakaç sağ gözümüze iyice yaklaştırılmalı ve iyi bir kompozisyon seçmeliyiz. Kompozisyon seçiminden önce en azından bir kolumuzu gövdemize yapıştırmalıyız. Böylece sallanma riskini enaza indirdikten sonra bir kontrolle beraber nefesimizi tutup deklanşöre basmalıyız.

Sehpa kullanmadan elde yapılan çekimlerde en düşük perde hızı hesabını unutmayın. Örnek verecek olursak 50mm odak uzaklığı olan objektif için en düşük perde hızı odak uzaklığının 1′e bölümünden elde edilecek enstantane değeri 1/50 olacaktır. En düşük perde hızı 1/50 değeri olmadığı için buna en yakın ve büyük değer olan 1/60 ve üzeri olmalıdır. 100mm odak uzaklığı olan objektif için 1/100′e yakın ve büyük perde hızı yani enstantane 1/125 olmalıdır.

Işığın yeterli olmadığı veya sehpamızın olmadığı durumlarda her zaman geçerli olmayacak çözümler arasında bir yere yaslanmak, oturarak veya makinayı sabit bir şeyin üstüne koyarak çekimi gerçekleştirebiliriz. Bunların yanında hızlı filmler kullanarak yüksek enstantane değerlerine de ulaşabiliriz. Bu durumu sonucunda grenlerin büyüklüğü bizi rahatsız edebilir.

www.fotograf.net

Düşen ışığın yönü, gölgelerin pozisyonunu ve yoğunluğunu (miktarını) belirler. Bu durumda ışığın 5 türünden söz etmek mümkündür.



1. Cephe Işığı :
Işık kaynağı az veya çok kameranın arkasındadır. Kontrastlık, başka aydınlatma şekillerine oranla daha düşüktür. Renkli fotoğraf için temel bir avantaj sayılabilir. Cephe ışığı  aynı zamanda en düz ve en yassı etkiyi verir. Gölgeler tamamen veya kısmen objenin arkasındadır ve objektif tarafından görülmezler. Doğru renkler almak için cephe ışığı  tavsiye edilse bile bu ışıkta hacim ve derinlik etkisinin en az seviyede olduğu bilinmelidir. Yüzde yüz cephe ışığı  çok enderdir. Çünkü ister fotoğrafçının arkasındaki güneş, ister makinenin üzerine takılı flaş olsun, optik eksenden biraz kaçık olunca objenin bir yanında ince gölgeler belirmeye başlar. Gerçek cephe ışığı  için en iyi kaynak ring–flaşlardır. Çünkü objektifi kuşatan bu halka biçimindeki lamba gerçekten gölgesiz görüntü verir.

2. Yanal Işık:
Işık kaynağı konunun yan tarafındadır. Ön taraftan ziyade hafifçe arkaya kaymış durumdadır. Üç boyutluluk yan ve önden aydınlatma izleniminin ve renk veriminin iyi olması için sıkça başvurulan bir aydınlatma şeklidir. Yan ışık, kullanılması kolay bir şekildir ve daima iyi sonuç verir.

3. Ters Işık:
Işık kaynağı az veya çok konunun arkasındadır ve onu arkadan aydınlatır, gölgeler kameraya doğru uzar. Diğer aydınlatma şekillerine göre konu kontrastı daha yüksektir. Bu özelliği ters ışığı renkli fotoğraf için çok uygun olmadığını gösterir. Diğer taraftan bütün diğer aydınlatma şekillerine göre daha inandırıcı bir mekan ve derinlik hissi verir. Renkli çalışan fotoğrafçılar ters ışığı  kullanımı zor fakat iyi kullanıldığı zaman insanı ödüllendiren bir şekil olarak düşünürler. Hemen hemen değişmez bir biçimde ters ışık kullanımı olağanüstü güzellikler ve ifadeler dünyasının kapısını aralar. En dramatik ışık formudur. İfade ve atmosfer kuvvetlendirmede sahipsizdir.

4. Tepe Işığı :
Işık kaynağı az çok konunun üzerindedir. Diğer aydınlatma şekilleri arasında en az fotojenik olanıdır. Çünkü düşey yüzeyler doğru renk verimi için yeterince aydınlanmazlar. Gölgeler çok küçüktür ve derinlik ifadesi veremeyecek şekilde görüntüde yer alır. Dışarıda bu tipik öğle güneşi ışığı dır. Fotoğrafa yeni başlayanlarca parlak ve güzel bulunduğu için tercih edilir. Deneyimli fotoğrafçılar dış çekimler için uygun zamanın güneşin nispeten alçakta olduğu sabah erken ve öğleden sonraki geç saatler olduğunu bilirler.

5. Alttan Gelen Işık:
Az çok konuların alttan aydınlatıldığı şekildir. Doğada mevcut olmayan bir aydınlatmadır. Bu tip aydınlatma doğal olmayan teatral etkiler yapar. İyi kullanılması zordur. Çünkü garip, gerçek olmayan fantastik etkiler oluşturur ve bunlar zorlama bir ifade taşır.

Kaynak: http://www.fotokritik.com

Bilinmelidir ki bir pozometre yüzey tanımaz. Yüzeyin yansıttığı ışığı algılar. Üzerine düşen ışığın şiddeti aynı olsa bile siyah bir yüzeyden çok az yansıyan ışık pozometre için karanlık bir ortam yada beyaz bir duvardan çok fazla yansıyan ışık ise aydınlık bir ortam demektir ve bütün pozometreler algıladığı ışığı film yüzeyinde orta gri oluşturacak şekilde değerlendirir.

Fotoğraf Çekim Teknikleri: Ölçüm
(Koyu tonlu yüzeyler)

Fotoğraf Çekim Teknikleri: Ölçüm
(Koyu ve açık tonlu yüzeyler)

Yukarıdaki şemalarda da görüldüğü gibi koyu tonlu ve açık tonlu yüzeylere düşen ışık miktarı aynıdır. Koyu tonlu yüzeyden yansıyan ışık miktarı çok az olduğu için pozometre büyük bir diyafram önerecektir. Açık tonlu yüzeyden yansıyan ışık miktarı ise çok olduğu için bu sefer pozometre kısık bir diyafram önerecektir. Eğer pozometrenin önerisini her iki durumda da aynen kabul edecek olursak hem koyu, hem de açık tonlu yüzeyler, negatif üzerinde gri olarak görüneceklerdir. Bu ise yine her iki durumda da gri baskılar anlamındadır.

Yansıyan ışığı ölçme:

Pozometre ile ölçümleri hatasız yapabilmek için Gri referans kartı kullanılır. Yada, “Yerine koyma” (avuç içinden ölçerek) ölçüm yapılabilir. Yansıyan ışık ölçümü koyu konulardan bir miktar artırılarak, açık konulardan bir miktar azaltılarak ya da konudan yansıyan Ortalama ışığın ölçülmesi ile elde edilir. Konu yansıtıcılığı %18 ise bulunan değer doğrudan doğruya uygulanır. Pozometreler daima konuya düşen ışığın %18’inin yansıdığı varsayılarak kalibre edilmişlerdir. Bu amaçla doğru ölçüm için % 18 yansıtıcılığı olan bir gri kart kullanılabilir . Yansıyan ışık ölçümü 3 yolla yapılabilir ;

1. Genel ölçüm: Konunun ortalama bir yansıtıcılığını bulmak için belli bir mesafeden yapılan ölçümdür.
2. Yakın ölçüm: Konunun belli bir kısmına yapılan ölçümdür. Yaklaşık ölçüm yapılması istenen yüzeyin iki misli bir mesafeden yapılır.
3. Spot ölçüm: Uzak konulara yaklaşmanın mümkün olmadığı hallerde optik bir araç ile (dürbün gibi) konudan yansıyan ışığın pozometre üzerine düşürülmesi ile yapılır. Bu tür araçlara “Spot metre” denir. Yapılan ölçüm yansıyan ışık ölçümüdür.

Gelen ışığı ölçme:

Işık kaynağına doğru yapılan ölçümdür. Pozometrenin önüne konulan bir filtre ile “Tercüme Ölçüm” alınır. Bu filtre gelen ışığın 1/5 ‘ini geçirme özelliğine sahiptir. Normal konularda pozometre direkt olarak kullanılır. Pozometre ile ölçüm yapıldığında örneğin, siyah at 1/60-f:16, beyaz at: 1/250-f:16 ölçecektir.

Yani her iki rengi griye dönüştürerek bir ölçüm yapacaktır. O halde ortalamayı bulmamız gerekir. Belli bir ton değerini ölçüp, doğru ölçümü bulmaya “Ton Yerine Oturtma” denir. Yine örneğin kar manzarasında ölçülen 1/500-f:16 ise enstantane iki stop kadar düşürülerek (yani poz süresi uzatılarak) 1/125-f:16 uygulanır.

Bu uygulama film ASA diskinden müdahale ile otomatikleştirilebilir. Yada fotoğraf makinelerinin bazı modellerinde bulunan ve pozu, ölçülen değerden -2, -1, 0, +1, +2 stop değiştirilebilen bir skala üzerinde yapılan müdahale ile de otomatikleştirilebilir. Bir buharlı lokomotifin fotoğraf çekimi için yapılan ölçümü 1/60-f:5,6 ise, doğru değer 1/15-f:5,6 olabilir. Örneklerde verilen düzeltmelerde yalnızca enstantane değerleri ile müdahale yapılmıştır. Aynı müdahale diyafram değerlerine de uygulanabilir.

Kaynak: http://www.fotokritik.com

Bir görüntünün kaydedilebilinmesi için kameranın içine bir fotoğrafik malzemenin yani ışığa duyarlı bir malzemenin konulması gerekir. ( film) Pozlama sırasında, objektif ve obtüratör açık kalırlar. Bu süre içinde, görüntünün oluşması başlar. Bu gizli görüntüdür. Işığa duyarlı malzemede üzerine düşen ışığın etkisi ile, ne şekilde değişirse değişsin her zaman için optimum bir sonuç elde etmek mümkündür. Bu optimum sonuç da en iyi görüntüyü veren doğru pozdur.

Genel terimlerle ifade etmek gerekirse, pozlama problemi birkaç açıdan ele alınabilir. Poz öyle ayarlanmalıdır ki, ışığa duyarlı malzemeye ulaşan ışık kayıt yapmak için yeterli olmalıdır. Bu yüzden poz, ışığa duyarlı malzemenin duyarlılık miktarına ve konunun parlaklığına bağlıdır. Konunun en parlak noktalarını ve en az parlak noktalarını birlikte kaydetmek isteyeceğimizden poz buna göre ayarlanmalıdır.

Pozlandırmanın miktarı, verilen diyafram ve obtüratör değerleri ile ayarlanır. Diyafram, objektiften giren ışık demetinin çapını, obtüratör ise bu ışık demetinin filmi etkileme süresini belirler. Böylece büyük diyafram açıklığı ve kısa obtüratör süresi ya da, küçük diyafram açıklığı ve uzun poz süresi kullanılarak aynı poz değerine ulaşmak mümkündür. Hangi diyafram-obtüratör ikilisinin seçileceğinin şartlarını, alan derinliği ve konunun hareketliliği belirler. Eğer konu hareketli ise, ilk amacımız, konuyu net çekmemize yetecek kadar yüksek bir obtüratör hızı kullanılmasıdır.

Böyle bir kısa bir obtüratör süresi kullanıldığında, yeterli poz miktarını sağlayabilmek için, büyük çaplı bir diyafram açıklığı kullanmak gerekir. Ancak bu da alan derinliğinin azalmasına neden olur. Bu da göstermektedir ki bütün bu gereksinimleri karşılayacak doğru pozu bulabilmek için fotoğrafçı zaman zaman bazı noktalardan tavizler vererek sonucu dengelemek zorunda kalacaktır. Bu yüzden poz konusunda karşılaşılacak ilk problem, belli şartlar içindeki konuyu gerekli alan derinliği ve obtüratör hızını sağlayabilecek biçimde çakmaktır.

Yoğunluğu ve kontrastı normal olan negatiflerden, konunun hem ışıklı hem de gölgeli bölgelerinden (yada koyu tonlarından) yeterli detay alınabilir.

Yoğunluğu düşük olan negatiflerde, konunun gölgeli yada koyu tonlarından yeterli detay alınamaz. Çünkü bu bölgelerden yansıyan ışık negatif üzerinde yeterince etkili olamamışlardır. Fotoğraf kağıdı üzerinde temiz beyazlar elde etmek çok zordur ve siyahlarda detay yoktur.

Çok yoğun negatiflerde, konunun ışıklı yada aydınlık bölgelerinden yeterince detay alınamaz. Çünkü bu bölgeler negatif üzerinde birbirlerine çok yakın kararmalar oluşturmuşlardır. Fotoğraf kağıdı üzerinde temiz siyahlar yoktur ve beyazlarda yeterli detay bulunamaz.

Konumuzun en parlak yerleri film de siyah, “ara tonları ” gri, “siyah yerleri” saydam olmalıdır.

Böyle bir negatif elde edebilmek için, konudan yansıyan ışığın doğru ölçülmesi ve değerlendirilmesi gerekir.

Kaynak: http://www.fotokritik.com/